Güney Okyanusu neden ayrı bir okyanus sayılıyor?
Güney Okyanusu’nun 2021’de beşinci okyanus diye tanınmasını, 60° güney sınırını ve Antarktik Sirkumpolar Akıntısı’nın iklimdeki etkisini keşfedin ve önemini
Generated by DALL·E
Okul sıralarından beri zihinlere kazınan bir fikir vardı: gezegenimizin dört okyanusu var. Sonra 2021’de o bildik harita kaydı—insanlık resmen beşinciyi tanıdı. Ne derinlerden yeni bir kıta yükseldi ne de bir keşif unutulmuş haritaları gün yüzüne çıkardı. Sadece doğanın yüzyıllardır anlattığını kabul ettik: Antarktika’yı çepeçevre saran sular, Pasifik’in, Atlas’ın ya da Hint Okyanusu’nun kıyı saçakları değil; başlı başına bir güç. Bu değişiklik, bürokratik bir hamleden çok, gecikmiş bir kabulleniş gibi duruyordu.
Güney Okyanusu hep oradaydı. Enerjisi, hırçınlığı ve ıssızlığı, denizcilere sanki başka bir âleme açılan sınırı aşmışlar gibi hissettirdi.
Kıyısız bir dünya
Bilimin dayandığı mantığı görmek için, güneyin 40 ile 60 enlemleri arasındaki kuşağı gözünüzün önüne getirin—eski haritalarda titrek notların düşüldüğü yer. İşte burada Kükreyen Kırklar ve Öfkeli Elliler başlar.
Bu şiirsel adlar tesadüf değil. Yelken çağında, Hindistan’a ya da Çin’e giden rota Ümit Burnu’nu dönerek geçerdi ve güney enlemleri kimseyi esirgemezdi. Önünü kesecek kara parçası olmadığından rüzgâr ürkütücü bir hıza ulaşır, dalgaları kat kat duvarlara çevirirdi. Gemiler, uğultulu bir hava bantında okyanusun ötesine fırlatılabilir—tabii bir fırtına önce onları parçalamazsa.
50. paralelin güneyinde doğa daha da acımasızdır. Sıcaklık düşer, sisin içinden buzdağları belirir ve Uçan Hollandalı efsanesi en cesur kaptanların bile yüreğini burkar.
Erken işaretler: göz önünde saklanan bir okyanus
Uzun süre, Antarktika çevresinde özel bir kuşak varmış gibi davranmamak daha kolaydı. Evet, fırtınalar daha kötüydü. Evet, su daha soğuktu. Ama neden ayrı bir okyanus çizilsin? Yine de bilim insanları soruya dönüp durdu. 1937’de Uluslararası Hidrografi Örgütü, 60° güneyde geçici bir Güney Okyanusu sınırı çizdi. 1953’te bu karar geri çekildi—kesin sınırlar üzerinde uzlaşmak mümkün olmadı. Konu tozlu arşivlere kaldırılacak gibi görünüyordu.
Peki neden yine de okyanus? Yanıt suyun nasıl hareket ettiğinde
Belirleyici olan kıyı şeridi değil, bizzat suyun davranışıydı. Güney Okyanusu’nun kalbinde, gezegeni batıdan doğuya kuşatan dev bir akış bandı—Antarktik Sirkumpolar Akıntısı—çalışır. Yeryüzünde hiç kara engeline takılmadan dolaşan tek akıntıdır; kesintisiz ilerler ve tüm dünya nehirlerinin toplamından çok daha büyük hacimleri taşır.
Özünde bu, doğal bir hidrolik duvardır. Orta enlemlerin daha sıcak sularını Antarktika’ya ulaşmaktan alıkoyar, buz tabakasını yerinde tutmaya yardım eder—Dünya’nın iklim sisteminin asli bir parçası. Kuzey sınırı, 60. paralelle büyük ölçüde çakışır. Yani bu okyanusun sınırı, keyfi bir kartografya uzlaşması değil; fiziksel bir eşik.
Resmî bilimin gerçeğe yetiştiği an
Yıllar boyunca oşinograflar, Güney Okyanusu’nun resmen tanınmasını savundu. Son adım, dünyada okul çocuklarının öğrendiği haritaları şekillendiren National Geographic Society’den geldi; kurum, tereddüt yerine açıklığı seçti.
8 Haziran 2021’de, Dünya Okyanuslar Günü’nde, kuruluş Güney Okyanusu’nun gezegenin beşinci okyanusu olarak kabul edildiğini açıkladı; sınırın da resmen 60° güney enlemine çizildiğini duyurdu.
O andan itibaren okul haritaları güncellendi, ders kitapları yeniden yazıldı ve “kaç okyanusumuz var?” tartışması kapanmış sayıldı.
Haritaların bittiği, unsurların başladığı yer
Güney Okyanusu, Dünya’nın en acımasız bölgelerinden biri olmayı sürdürüyor. İklimi biçimlendiriyor, küresel akıntıları yönlendiriyor ve buz gibi sularıyla Antarktika’yı gezegenin dengesini koruyan hâlinde tutmaya yardım ediyor. Bu, diğer okyanusların güneydeki kuyruk kısmı değil. Rüzgârın, buzun ve devasa dalgaların ayrı bir diyarı—bir zamanlar denizciler için sınavdı, şimdi iklimin temel taşlarından biri. Güney Okyanusu hep oradaydı; biz onu görmeyi yeni öğrendik.