15:46 16-12-2025

Shakpak-Ata yeraltı camisi: Kazakistan’ın suskun mabedi

Shakpak-Ata yeraltı camisi, Mangystau’da kayalara oyulmuş eşsiz ve sakin bir mabet. Tarihi, nekropolü ve efsaneleriyle Kazakistan’ın saklı mirasını keşfedin.

Kazakistan’ın batısında, tozlu bozkırların ve Mangystau’nun solgun kayalıklarının arasında, insanların pek de yüksek sesle andığı bir yer yok. Shakpak-Ata yeraltı camisi, alışageldiğimiz dini yapılar gibi görünmüyor ve haritada turistik bir iğne olmaya çalışmıyor. Kayaya oyulmuş, sessizliğin hâkim olduğu bir mekân; sanki zaman inceliyor, yerini yoğunlaşmaya ve inanca bırakıyor.

Nerede ve neden önemli

En yakın büyük şehir Aktau. Oradan yol, Shakpak-Ata’nın tebeşirimsi tepeler ve kayalık çıkıntılar arasında yer aldığı Tyub-Karagan Yarımadası’na uzanıyor. Dışarıdan bakıldığında minaresi yok; kaya kütlesinin içine gizlenmiş bir mabetten ibaret olduğu hâlde ona cami deniyor. Çeşitli kaynaklar yapımını 10. ile 16. yüzyıllar arasına tarihliyor, ancak kesin bir tarihe ulaşılmış değil.

Cami, Kazakistan’ın kültürel mirası arasında listelenmiş ve devlet koruması altında. Hemen yakınında, farklı dönemlerde bu bozkırlarda yaşamış, farklı topluluklara mensup insanların gömüldüğü kadim bir nekropol bulunuyor.

Yeraltı camisinin düzeni

İç mekân bir haç biçimi oluşturuyor. Merkezdeki salon dört yan odaya açılıyor; kubbedeki bir açıklıktan süzülen gün ışığı, elektrik olmasa da yeterli aydınlık sağlıyor. Karmaşık araçlar kullanılmadan, büyük olasılıkla el emeğiyle oyulmuş olmasına rağmen sonuç sanki titizlikle tasarlanmış izlenimi veriyor.

Duvarlar yazıtlar ve resimlerle kaplı. Arapça, Farsça ve Türk dillerindeki yazıları; atlar, biniciler, el izleri ve bezeme motiflerinin çizimlerini seçmek mümkün. Bu izler, buraya dualarla, dileklerle ya da yalnızca ziyaretlerinin hatırasını bırakma arzusu ile gelen insanlar tarafından bırakılmış. Bu sessizlikte, işaretlerle konuşma eğiliminin ne kadar güçlü olduğu daha da belirginleşiyor.

Shakpak-Ata kimdi

Cami, hakkında neredeyse güvenilir hiçbir bilgi günümüze ulaşmayan bir kişinin adını taşıyor. Söylenceler onu kayaların arasında yaşayan, insanlara yardım eden, şifa veren ve öğütlerde bulunan bir ermiş ya da inzivaya çekilmiş biri olarak anlatıyor. Zamanla bu imge hikâyelerle sarılıp sarmalanmış: kimileri onu bir sufî, kimileri bir şifacı olarak görür. Resmî kaynaklar ise neredeyse hiç ayrıntı sunmuyor.

Buna rağmen burası bir hürmet mekânına dönüşmüş. İnsanlar, mabetin hem bedene hem ruha iyi gelebileceğine inanarak dualar ve şifa umuduyla buraya gelmiş. Taşların arasında o bağlılığın hâlâ dolaştığı hissi uyanıyor.

Yanındaki mezarlık

Caminin hemen yanında kadim bir nekropol yer alıyor. Yazılar ve semboller taşıyan taş işaretler burada yaşamış olanları anlatıyor. Mezarların biçimleri ve oyma üslubu, bölgenin tarihine izini bırakmış kültürlerin birbirine değdiğine işaret ediyor. Tüm manzara, hafıza ve geçmişe saygı duygusuyla doyurulmuş gibi.

Onu farklı kılan ne

Kazakistan’da bununla kıyaslanabilecek yeraltı camileri neredeyse yok. Shakpak-Ata, bir tarihî yapıdan fazlası; canlı bir yer hissi veriyor. Kalabalıklar, parlak tabelalar, hediyelik tezgâhları yok. Rüzgâr, taş ve insanı içine çeken bir sükût var. Bu ölçülülük, etkisinin bir parçası gibi.

Burası yalnızca inançtan ve geçmişten söz etmiyor. Anlam, yanıt ve iç huzur arayan insanları hatırlatıyor. Hikâyeler ve fotoğraflar üzerinden bile o duyguyu yakalamak kolay.

Neden bilinmeye değer

Böyle mekânlar, önemli olanın her zaman göz önünde durmadığını gösteriyor. En sahici tarih çoğu zaman alışılmış güzergâhlardan uzakta saklanıyor: bozkırda, bir kayalığın içinde, sinyallerden ve bildik işaretlerden uzak.

Shakpak-Ata, sessizliğin direndiği bir taş kütlesi. Belki de bugün, o sessizlik her sözden daha ikna edici.